Gökdelen


Distopya, Bilimkurgu, Modernizm ve Yiyorsa Oku (*)

O kadar uzun sürdü ki okumam, neredeyse 15 günde okudum. Kitapla ilgili sorun yoktu, sadece zaman zaman durup nefes alıp, düşünüp öyle okumaya devam ettim.

Yazar J.G. Ballard, alışkın olduğumuz tarz bilim kurgu yazmıyor. Teknoloji, uzay vb. ilgi alanında değil. "bilimkurgu uzayda değil insanın kendi içindedir, gelecekte değil bugünde aranmalıdır" diyor. İşte bu kitapta da insanı öyle bir incelemiş ki bu kadar da olmaz diyebilirsiniz. Yeraltı edebiyatı okuduğum hissini veren, deli desen değil ama kişilikleri değişmiş, yoldan çıkmış, ruhsuzlaşmış insanlar ile yoğun bir kitaptı. Okuması zordu kısaca ama iyi ki okudum, iyi ki Ballard ile tanıştım diyorum. 

(*) Kitap hakkında Aslı Tohumcu'nun yazısı burada

Her şeyin kontrol altında olmasının değişmez kural olduğu modern dünyada, kontrol mekanizması bozulursa birden, modern insandan geriye ne kalır? 

Dış dünyadan izole, sakinlerinin tüm ihtiyaçlarını dışarı çıkmadan giderebilecekleri bir sisteme sahip, upuzun gökdelenlerden oluşan dev bir site dışarıdan nasıl görünür? Gazete ve televizyonlardaki lüks site reklamları gibi mi? Güvenli? Sıcak? Zengin? Huzurlu? 

"Gökdelen"in hikâyesi tam da böyle bir dünyada başlıyor.? ?Gökdelen sakinlerinin kalplerine yayılan küçük nefret tohumları, "üst, orta ve alt kattakiler" arasında giderek vahşileşen akıl almaz derecede şiddetli bir savaşa dönüşüyor. Kaosun merkezinde ise sitenin kalbi olan tüketim katedrali, dev bir alışveriş merkezi yer alıyor.

Sonrası Ballard'ın ağzından anlatılan bir modernizm masalı. Ve tüm modernizm masalları gibi, sonu iyi bitmiyor. Ballard'ın çizdiği distopik dünya korkutucu, şiddet dolu ama gerçek: Erk, yetki ve sahip olma arayışıyla, bu arayışın getirdiği kırgınlık ve kızgınlıklarla harmanlanmış bir tüketim kültürünün patlaması...

Çeviri: Dost Körpe
Sayfa Sayısı: 168
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe
Yayınevi: Sel Yayıncılık
ISBN: 9789755705804

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder