Serçe / Mary Doria Russell


Serçe, beni çok etkileyen kitaplardan birisidir. Okuduktan sonra da uzun zaman etkisinden kurtulamadım. Devamı olan Tanrının Çocukları nihayet çevrildi ve Metis tarafından yayınlandı. En kısa sürede Kitap Ağacı Bilimkurgu Kulübü ile birlikte okuyacağız.

Serçe'de; peder, dil bilimci, oğul, Tanrı’nın gözdesi Emilio Sandoz’un hikâyesini okuyoruz. Emilio ve diğer karakterlerin derinliği, kurgu ve kitabın sonu etkileyici. Varoluş, yaşam, din, inançlar üzerine bol bol düşüneceğinize eminim. Yaratılmışların en kutsalı "insan" olarak sorgulayıp ahlakı, etoburluğu, doğayı, evcilleştirdiğimiz hayvanları ve yarattığımız sistemi düşüneceksiniz.


Serçe, bol ödüllü bir yapıt: İlk yayımlandığı 1996'da Entertainment Weekly dergisi tarafından yılın en iyi on kitabından biri seçildi. 1997'de İngiliz Bilimkurgu Yazarları Kurumu tarafından En İyi Roman ödülüne layık görüldü. Sırasıyla James Tiptree Jr., Arthur Clarke ve John W. Campbell edebiyat ödüllerini de topladı. İyi bilimkurgunun iyi edebiyat olduğunun ve bilimkurgunun yalnızca özel tutkunları tarafından değil, bütün edebiyat okurlarınca severek okunabileceğinin en yakın tarihli kanıtı...

"Her şey uzaydan gelen düzensiz sinyalleri tarayan Arechibo radyo vericisindeki görevlinin şarkıyı fark etmesiyle başladı. Şarkı Rakhat adı verilen bir gezegenden geliyordu ve tek kelimeyle olağanüstüydü. Aralarında üç cizvitin bulunduğu sekiz kişilik mürettebattan oluşan Rakhat misyonunun yola koyulması fazla zaman almadı.

Cizvit bilim adamları dinlerini yaymaya değil, öğrenmeye gidiyorlardı. Tanrının başka çocuklarını tanımak ve sevmek için gidiyorlardı. Cizvitleri keşfedilen yerlerin en uzak sınırlarına götüren hep o aynı nedenle hareket etmişlerdi: Ad majorem Dei gloriam, Tanrının şanını yüceltmek için...
Zarar vermek gibi bir niyetleri yoktu, ta ki... "

Özgün adı: The Sparrow
Çeviri: Emil Keyder
Kapak Resmi: El Greco

Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2003
2. Basım: Eylül 2015

Ağustos 2016

En son mayıs ayı içinde okuduklarımdan ve Bahar Şenliği sonucumdan bahsetmişim. Sonrada sesim çıkmamış. Malum gündem çok yoğun, yaşananlar gerçek mi, bunlar nasıl oldu, kafamızda binbir soru işareti içinde yaşıyoruz.

Aklıma zaman zaman bloglarımı, Facebook sayfasını kapama düşüncesi gelip yokluyor. Bunca geçen yıla, paylaşımlara kıyamıyorum. Kim ne kadar okuyor bilmiyorum ama zaman zaman güzel dönüşler oluyor. Bu nedenle bir süre daha devam ettirmek istiyorum.

Ağustos ayını fotoğrafları ile paylaşmadan önce, haziran ve temmuzda neler okumuşum bakalım.

Haziran ayında sadece iki kitap okumuşum, neden? Hiç hatırlamıyorum, dalgalanmışımdır yine. Gökdelen  /  J.G. Ballard ve Emma / Jane Austen

Temmuz ayında tatile çıkmış olmanın keyfi ve rahatlığı ile ayın 15'ne kadar altı kitap okudum. Sonrası malum, yaşananlardan sonra bir sayfa okuyamadım. Haber okuyarak, TV programlarını seyrederek anlamaya çalıştım. Bir senede seyretmediğim kadar televizyon programını bu süreçte izledim. Okuduklarım ise:

➡️ Krizalitler / John Wyndham
➡️ Açlık / Knut Hamsun
➡️ Kadınsız Erkekler / Haruki Murakami
➡️ Lontano / J.C. Grange
➡️ Gömülü Şamdan / Stefan Zweig
➡️ Beyaz Geceler / Dostoyevski

Nihayet ağustos ayına gelirsek:



Renksiz Tsukuru Takazi'nin Hac Yolculuğu / Haruki Murakami



Bilinmeyen Adanın Öyküsü / Jose Saramago



Glow / Ned Beauman



Sputnik Sevgilim / Haruki Murakami



Köpek Kalbi / Mihail Bulgakov



Aşk Romanları Okuyan İhtiyar / Luis Sepulveda



Osmanlı Cadısı / Barış Müstecaplıoğlu



Antabus / Seray Şahiner



Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın / Jonathan Safran Foer

Her Şey Aydınladı


Jonathan Safran Foer'in aynı isimli romanını uzun bir süreye yayarak okudum. 1001 Kitap listesine girmiş, çok övülen bir kitap. İtiraf ediyorum zor okudum, sebebi de uzun bir zaman aralığında, kopuk okumam oldu. Kitap çok geniş bir zaman aralığında, çok fazla kahramanla geçiyor. Kitaptan kopmadan, olayları unutmadan okusam daha iyi olurdu. Belki daha rahat bir zamanda bir kez daha okunmayı hak ediyor.

Filmi ise uzun zamandır "Filmler ve Kitaplar" listemdeydi. Filmleri kitapları okumadan seyretmeyi sevmiyorum. Bu film ile de ne kadar haklı olduğumu bir kez daha gördüm.

Film tek başına güzel bir yol filmi. Harika Ukrayna kırsalları, Odessa görüntüleri, müthiş müziklerle bezeli. Filmdeki her bir oyuncu muhteşem, özellikle Büyükbaba (Boris Leskin) ve Sammy Davis Jr. Jr. ☺

Yine de kitabı okuyanların çok tat alabileceğini düşünmüyorum. Safran'ın aile hikayesi, Brod, Nazilerin yaptıkları, Çingene kız.... olmadığı için eksik kalıyor. Bir de Büyükbabayı Yahudi yapmışlar filmde, nedenini anlayamadım.

Kitabı okumayı düşünmüyorum, keyifli bir zaman geçireyim derseniz filmi öneririm. Bence en iyisi önce kitabı okuyun 😉

Gözlerini Kaçırma / Irmak Zileli



Her kadın anne doğar, deseler de korkuyorsun. Söylendiğinin aksi olmasından. Anne doğmamış olmaktan, çıban başlarından. Hitler'in o deneyini duyduğundan beri daha da korkuyorsun. Giderek ısınan sacın üstünde, kucağında bebeğiyle çırılçıplak bırakılan kadın olmaktan... Korktuğun başına geldi işte. Bebeğinin üstüne otur dunve yanmaktan kurtuldun."Gözlerini Kaçırma, bir aileden üç kuşak kadının hikâyesini aktarırken, kutsal halesiyle annelik mitini sorguluyor. Önyargıları altüst eden roman, binlerce yıldır ata erkil kültür tarafından parlatılan bu haledeki çatlaklara işaret ediyor. Kadın kahramanların, roman evreninde alabildiğine açılan dünyası, okuru;aidiyet, yalnızlık, suçluluk duygusu ve vicdan üzerine evrensel sorularla buluşturuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 232
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Remzi Kitabevi
ISBN: 9789751416193

Her kadın anne doğar mı? doğmalı mı?
Kadınlar için yolun son kavşağı annelik midir?
Babasız anne, anne midir? 

Irmak Zileli bu kitabında kadınlık ve annelik üzerine sorular soruyor. Okurken etkilendim, düşündüm. Niyetim Irmak Zileli'nin diğer kitaplarını da okumak.

Bahar Okuma Şenliği 2016

Pınar, şenlikleri bitirme kararı aldı, çok üzüldüm ama kendisine hak veriyorum. Umarım farklı etkinliklerde yeniden buluşuruz.

Benim son durumuma gelince:
17 kitap 170 puan
5094 sayfa 50 puan
ekstra 20 + 40 : 60 puan
170+50+60

Toplam 280 puan


4(10 puan) Anti-kahraman bir karaktere sahip bir kitap.
Madam BovaryGustav FlaubertCan402
5(10 puan) Evde okunmayı bekleyen bir kitap.
Örümcek Kadının ÖpücüğüManuel PuigCan302
9(10 puan) Gilmore Girls listesinden bir kitap.
HamletW.Shakespeareİş Bankası179
11(10 puan) Mektup veya anı veya biyografi veya otobiyografi türünde bir kitap.
Kedi MektuplarıOya BaydarCan276
12(10 puan) Kitap Ağacı'nın aylık kitaplarından bir kitap.
AdaletAnn Leckieİthaki399
19(Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 60 puan) Kapağındaki baskın rengin kırmızı veya mavi veya yeşil olduğu birer kitap. (Her renkten bir kitap).
KırmızıYalnızlar İçin Çok Özel Bir HizmetMurat GülsoyCan204
MaviOlağanüstü Bir GeceStefan Zweigİş Bankası69
20(Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan) Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap.
Türk Erkek Yazar HawKemal Varolİletişim230
Türk Kadın Yazar Bir Londra MasalıElif Batu WibrewMarjinal327
Yabancı Erkek Yazar BuddenbrooklarThomas MannCan831
Yabancı Kadın Yazar Kurtlarla Koşan KadınlarClarissa P. EstesAyrıntı518
21(Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan) Ölmeden Önce Okunacak 1001 Kitap Listesinden dört kitap.
Beni Asla BırakmaKazuo IshiguroYKY271
Veronika Ölmek İstiyorPaulo CoelhoCan203
22(Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan) Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.(Bilimkurgu)
Gelecekbilim KongresiStanislaw LemCem144
GökdelenJ.G.BallardSel183
Ay'da 172 SaatJohan Harstadİthaki320
SolarisStanislaw Lemİletişim236

Gökdelen


Distopya, Bilimkurgu, Modernizm ve Yiyorsa Oku (*)

O kadar uzun sürdü ki okumam, neredeyse 15 günde okudum. Kitapla ilgili sorun yoktu, sadece zaman zaman durup nefes alıp, düşünüp öyle okumaya devam ettim.

Yazar J.G. Ballard, alışkın olduğumuz tarz bilim kurgu yazmıyor. Teknoloji, uzay vb. ilgi alanında değil. "bilimkurgu uzayda değil insanın kendi içindedir, gelecekte değil bugünde aranmalıdır" diyor. İşte bu kitapta da insanı öyle bir incelemiş ki bu kadar da olmaz diyebilirsiniz. Yeraltı edebiyatı okuduğum hissini veren, deli desen değil ama kişilikleri değişmiş, yoldan çıkmış, ruhsuzlaşmış insanlar ile yoğun bir kitaptı. Okuması zordu kısaca ama iyi ki okudum, iyi ki Ballard ile tanıştım diyorum. 

(*) Kitap hakkında Aslı Tohumcu'nun yazısı burada

Her şeyin kontrol altında olmasının değişmez kural olduğu modern dünyada, kontrol mekanizması bozulursa birden, modern insandan geriye ne kalır? 

Dış dünyadan izole, sakinlerinin tüm ihtiyaçlarını dışarı çıkmadan giderebilecekleri bir sisteme sahip, upuzun gökdelenlerden oluşan dev bir site dışarıdan nasıl görünür? Gazete ve televizyonlardaki lüks site reklamları gibi mi? Güvenli? Sıcak? Zengin? Huzurlu? 

"Gökdelen"in hikâyesi tam da böyle bir dünyada başlıyor.? ?Gökdelen sakinlerinin kalplerine yayılan küçük nefret tohumları, "üst, orta ve alt kattakiler" arasında giderek vahşileşen akıl almaz derecede şiddetli bir savaşa dönüşüyor. Kaosun merkezinde ise sitenin kalbi olan tüketim katedrali, dev bir alışveriş merkezi yer alıyor.

Sonrası Ballard'ın ağzından anlatılan bir modernizm masalı. Ve tüm modernizm masalları gibi, sonu iyi bitmiyor. Ballard'ın çizdiği distopik dünya korkutucu, şiddet dolu ama gerçek: Erk, yetki ve sahip olma arayışıyla, bu arayışın getirdiği kırgınlık ve kızgınlıklarla harmanlanmış bir tüketim kültürünün patlaması...

Çeviri: Dost Körpe
Sayfa Sayısı: 168
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe
Yayınevi: Sel Yayıncılık
ISBN: 9789755705804

Mayıs 2016


Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet / Murat Gülsoy
Olağanüstü Bir Gece / Stefan Zweig
Gelecekbilim Kongresi / Stanislaw Lem


Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu / Eric Emmanuel Schmitt
Bir Londra Masalı / Elif Batı Wibrew
Haw  / Kemal Varol


Madame Bovary / Gustave Flaubert
Hamlet / William Shakespeare


Beni Asla Bırakma / Kazuo Ishiguro
Solaris / Stanislaw Lem

Bahar Okuma Şenliği 2016 / İlk Yarı



Bahar Okuma Şenliğinin ilk yarısında 6 kategoride 10 kitap okudum. Toplam sayfa sayısı 3550

Bir kategoriyi tamamladığım için ekstra 20 puan aldım.

Toplam 10 kitap için 100 puan
Toplam 3550 sayfa için 35 puan
20. kategorideki tüm kitaplar için ekstra 20 puan
Toplam: 100+35+20 = 155 puan

155 puan ile ilk yarıyı tamamladım. Bu 10 kitaptan ikisi benim için hayal kırıklığı oldu, diğerlerini keyifle okudum.


5(10 puan) Evde okunmayı bekleyen bir kitap.
Örümcek Kadının ÖpücüğüManuel PuigCan302
11(10 puan) Mektup veya anı veya biyografi veya otobiyografi türünde bir kitap.
Kedi MektuplarıOya BaydarCan276
12(10 puan) Kitap Ağacı'nın aylık kitaplarından bir kitap.
AdaletAnn Leckieİthaki399
20(Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan) Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap.
Türk Erkek Yazar HawKemal Varolİletişim230
Türk Kadın Yazar Bir Londra MasalıElif Batu WibrewMarjinal327
Yabancı Erkek Yazar BuddenbrooklarThomas MannCan831
Yabancı Kadın Yazar Kurtlarla Koşan KadınlarClarissa P. EstesAyrıntı518
21(Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan) Ölmeden Önce Okunacak 1001 Kitap Listesinden dört kitap.
Veronika Ölmek İstiyorPaulo CoelhoCan203
22(Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan) Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.(Bilimkurgu)
Gelecekbilim KongresiStanislaw LemCem144
Ay'da 172 SaatJohan Harstadİthaki320

Nisan 2016

Nisan ayında toplam üç kitap okudum ama ne kitaplar. Ay'da 172 Saat hariç diğer iki kitap muhteşemdi ve etkileri hala devam ediyor. Her üç kitapta Bahar Okuma Şenliği 2016 listemde yer alıyor.


Ay'da 172 Saat, Kitap Ağacı Bilimkurgu Kulübümüzün Nisan ayı kitabıydı. Konusu ayda geçiyor diye bilimkurgu olarak sınıflandırılmış sanırım. Bunun dışında gerilim/korku kategorisine girebilir. Sonu daha iyi bitirebilirdi, ortada kalmış. Sahil kitabı kategorisinde benim için, yoksa zaman kaybı :(


Kurtlarla Koşan Kadınlar üzerine çok şey yazılıp, söylenebilir. Dilim dönerse belki daha sonra detaylı yazarım. İşaretler koyarak, cümlelerin altını çizerek okudum. Başucu kitabım olmaya aday. Ara sıra açıp, geri dönüp okuyorum.



Kitap Ağacı Kişisel Gelişim kulübünün nisan ayı kitabıydı. İlk toplantımıza sevgili Elif İşcan katıldı ve kitabı, çalışmalarını paylaştı bizlerle. Kitabı bölüm bölüm tartışmaya karar verdik. İkinci buluşmamız 9 Mayısta.



Buddenbrooklar ile Thomas Mann ile tanıştım. Klasikleri okumayı çok severim. Bu kitabı da sindire sindire, keyif alarak okudum. Bir ailenin yükselişi, başarıları ve sonunda çöküşünü anlatıyor. Aile bireyleri ve yaşamları öyle ayrıntılı anlatılmış ki bir ara beraber yaşıyoruz hissine kapıldım. Sırada Thomas Mann'ın diğer kitapları var.

Kabuk Adam / Aslı Erdoğan


Dünya okurlarınca "geleceğe kalacak elli yazar" arasında sayılan Aslı Erdoğan'ın sayılan Aslı Erdoğan'ın yayımlandığı günden bugüne değerini ve yerini hiç kaybetmemiş ilk romanı: Kabuk Adam. Türk edebiyatında olduğu kadar dünya edebiyatında da yeni bir yazarın doğuşuna tanıklık eden bir kitap. Şık olmakla cinayet işlemek arasındaki o çok ince çizginin öyküsü.

"Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını.. Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir." 
(Tanıtım Bülteninden)

**********

ölümcül yabancılaşmayı, bir yerlere ait olamamayı, tutunamamayı, kişisel çelişki ve zaaflarını da katarak işlediği, çarpıcı öykü kitabı.

"cehenneme giden yolların iyilik taşlarıyla döşendiğini söylerler. taşların altını kaldırıp bakın, göreceğiniz şey ikiyüzlülüktür."

"tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki,cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı kara büyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir."

"birbirimizle aracısız konuşabiliyorduk; iki insanın çıplak, maskesiz, bir zırha ya da kalkana sığınmadan iletişim kurabilmesi kutsal, mucizevi bir şeydi. ortak bir geçmişe, birlikte var olma düşlerine dayanmayan bir ilişki, alabildiğine güçlü ama bir o kadar da kırılgandı."